Gerçek

Ortaokula gidiyordum o zamanlar. Oturduğumuz apartmanda giriş katında bir aile otururdu. Otuzlu yaşlarındaki kızları için bütün mahalle “yazııık üniversitedeyken olaylara karışmış polis kafasına copla vurunca da delirmiş” derdi. Bir kere öyle öğrenince ne konuştuğunun ne anlattığının da bir önemi kalmamıştı bizim için. Zaten daha fikir üretemeyen beyinler olarak bize söylenen fikre sülük gibi sarılmaktan başkasını da öğrenmemiştik eğitim hayatımızda.

Arada sırada güneşli havalarda görürdük onu. apartmanın girişindeki banka otururdu annesiyle. Bazen birşeyler mırıldanırdı. Zar zor anlaşılırdı ne dediği bazen de bunları bağırarak gür sesiyle söyler, kendisini anlayamayan insanlara bakarak kızar ve kızgınlıkla sesi daha yükselerek tekrarlardı. En sonunda acıma ve kızgınlık arası bir ifadeyle “Sen gerçek misin ? Bu olanları gerçek mi sanıyorsun ? Hiç birimiz gerçek değiliz, hiç birşey gerçek değil” der ve içeri girerdi. Arkasından da komşular “yazııık gene kriz geldi herhalde” der, bezelye ayıklamaya ve dantel örnekleri vermeye kaldıkları yerden devam ederlerdi.

perception-is-reality

Yıllar sonra bile o kızın dedikleri aklımdan çıkmadı hiç. Bir gün Borges’in Kelebeğin Rüyası’nda karşımdaydı, bir gün Matrix’te. Bazen tasavvufta gördüm o kızı bazen felsefede. Hep dönüp gerçek miyiz diyordu okuduklarımın içinden. Sonra sonra acaba o herşeyin farkındaydı da biz mi deliydik, anlamıyoruz diye bize kızdığı kadar var mıydı diye düşündüm. Hala da cevaptan emin değilim.

Sahi biz gerçek miyiz? Birisinin rüyası olmadığımıza emin miyiz? Kendi rüyamızı yaşamadığımızdan emin miyiz? Ya biz düşmekte olan bir su damlasındaki atomları galaksi sanıyorsak ve bir elektronun üzerindeki yaşam formuysak !… Ya o milyarlarca yıl kısacık bir ansa !…

Birşeyin gerçek olduğuna nasıl karar veriyoruz? Masumca atlamayın hemen elleriz, koklarız, görürüz, duyarız, tadarız diye. Bunların hepsi birer elektrik sinyali. Senin beynin aldığı sinyalleri ard arda yerleştirip sana dokunduğunu söylüyor sadece. Tıpkı kolu kesilen birinin parmaklarını hala hissetmesi gibi de olabilir hayat. Beynimiz olduğunu söylüyor diye inanacak mıyız bu yalancıya. Tekrar soruyorum; Emin miyiz gerçek olduğumuzdan ? Belki de ben şu anda akşam güneşi altında komşuların yüzüne bakarak hırçınca bağıran o kızım ve öğlen uykusundaki rüyamda internet diye bir şeyde yazı yazıyorum. birazdan uyanıp ayıkladıkları bezelyenin kabını yana çekip aralarına oturacağım.

Tünaydın.

 

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.