Zombiyiz Elhamdurillah

Bizim kültürümüzde zombi, vampir, kurtadam gibi varlıkların olmamasının dini sebepleri olduğunu düşünüyorum. Bizde tabi ki eşdeğer saçmalıklar var ama daha belirgin olmadıklarından yani şekilsiz olduklarından, her kıyafetin altına giyilebiliyorlar.

Bir zombinin kıçında pamukla sizi kovalaması herşeyden önce komik. Vampirlik zaten mümkün değil zira kan içmek haram.  Kurt adam da olamazsın çünkü hemen hemen her Türk çömelince senin birşey yapamayacağını bilir.  Geriye şekli şemali belli olmayan bir gulyabani kalıyor ki o da Kemal Sunal sayesinde ciddiyetini tamamen kaybetti.

Cin çarpması artık “Gordon” ile özdeş ancak tek gideri olan konu da bu olduğundan wiki’deki Türk korku filmleri başlığının %90 ı bu konuya ayrılmış.

Okunmuş prinç ile %100 koruma sağlanan bir alanda top çevirmek kolay değil kabul. Bizim bilim kurgu ve korku edebiyatımızın neredeyse tamamı dini(!) yayınların işgali altında. Dünyanın sonu hakkında anlatılanlar zaten neredeyse dakika dakika anlatılmış. Kalkıp mesela “güneşteki patlama” desen, canla başla “saçmalamayın daha dabbet ül arz çıkmadı deliliniz ne?” diye itirazlar gelecektir.

Kısaca, korku alnından uzak durun.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Okuyacak mısınız ?

Bir sürü taslak yazı var kafamda ama okuyacak mısınız emin değilim. İçimi dökmek için her aklıma geleni yazıp okumazsanız okumayın demek de geliyor içimden, ama okunmak da istiyorum bazen. İçimi dökmek derken kastettiğim sadece dertleşmek değil, aynı zamanda beyin kıvrımlarının arasına sıkışıp kalmış düşünceler ve çooook daha derinlerdekiler de var.

Hayat zaten “beni anlayın” yolculuğu değil mi?

Hayata baktığım espirili gözlükle burada yazmamı önerdi ilk yazılarımı okuyanlar. Ama benim ciddi hallerim de var. O yüzden bundan sonra yazılarımı kategorize etmeye karar verdim. Ciddi, espirili, felsefik gibi etiketler ile size okuma kolaylığı sağlamayı düşünüyorum.

Benim hayata baktığım mizah çerçevesi genelde diyalog esnasında karşıdan gelen pasa şut vurmam şeklinde gelişiyor. Monolog olarak pek bir deneyimim yok. Olanlar ise twitter kıvamında kısa kısa.

Bak reklam almıyorum, para kazanmıyorum, sponsor istemiyorum ama sen de söz ver okuyup altına (istediğin zaman) yorumunu yazacaksın. Hatta burada yayınlamamı istediğin yazın varsa bana göndereceksin. (bil@serbestdusus.com)

O halde başlıyoruz… Her iki günde bir yazı yazmaya çalışacağım sen de okuyacaksın. Tamam mı, anlaştık mı ?

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Didaktik

Düşerken bugün şiire tutunalım istedim. Ama farklı bir açıdan.
Özellikle modern şiir ve imge kullanımı konusunda ticari olarak işinize çok yarayacak bisiirlgiler verip şarkı sözü piyasasında aranan bir isim olmanızı sağlayabileceğimi düşünüyorum.Şiirin artık okunduğunda uyandırdığı özelliğinden sıyrılıp, “vayyy be adam ne biçim söylemiş, birşey anlamadığıma göre çok değerli bir eser” kıvamına geldiğini düşünüyorum.

Önce modern şiir ile başlayalım. Analiz, sanat falan değil, size direk yazmanın sırlarını vereceğim.

Bize lazım olan ilk şey, üzeninde konuşulması son derece gereksiz sıradan bir nesne. Mesela “Sürahi”.
Sonra bol bol az kullanılan sıfat, renk, ruh hali (şiirde insan olmaması farketmez)

Normal bir cümle kurarak işe başlıyoruz.
“Masada içi su dolu bir sürahi duruyor.”

Şimdi bunu bozmaya başlayalım, sonra da kaptırın gidin. Bir sıfat, bir terim, bir ruh hali, bir sıfat, bir terim, bir ruh hali ile işte haraşo gibi bir örnekte öreceksiniz.

Masanın eserekli kıvrımlarında asılıydı asabi ve erguvan sürahi
içinde yitik ve erguvan yılların taşkınlığından süzülen suyuyla
Turkuazdı kalender hiçsellik ama akıyordu bardağın ensesine
İç dedim vahşice, saat 12:05i gösterirken yağmura

Burada şair (ki ben oluyorum) aslında bir bok anlatmıyor. Seri şekilde nefes almadan zırvalarsanız sanki birşey demeye çalıştığınız izlenimi verebiliyorsunuz.

Başka bir örnek çalışma yapalım şimdi. Gene önce üzerinde çalışacağımız bir nesne bulmamız gerekiyor. Herhangi birşey olur.
Mesela tel süzgeç.

Umarsızca geçiren fırtınaların, dingin yakamozlarında koşuyordum
Tellerinle sarmaladığın dehşetinde eleniyordu ağlamakı prinç taneleri
Ve ben seni gözlerimle duyuyor, bitap düşüp, örseleniyordum

Kaptınız mı mevzuyu. Temel prensip birşey anlatacakmış gibi yapıp seri şekilde saçmalamak

Bu konudan size pek para çıkmaz ama belki başka işlere yarayabilir.

Asıl para şarkı sözü yazmada. Formül basit önce kafiye bul sonra ortasını gramer uysa da uymasa da doldur. Hatta iki cümlenin birbiri ile hiç ilgisi olmayadabilir. Sıkışırsanız kelimelerin de birbiri ile alakasını kurmadan bırakabilirsiniz.
Ne diyor adam ?

Biri bana gelsin
o da sensin

Gramer olarak doğrusu “o da sen ol – veya – olmalısın” ama bu sefer de kafiye tutmayacak. Amaaaan dinleyen sanki anlayacak döşe gitsin. Gelsin paracıklar.
Elinizde bir Türkçe sözlük olması, bu iş için yeterli. Ha yok anlamına bakmak için değil. Rastgele açıp hangi kelime gelirse onu araya serpiştirmek için lazım. Mustafa Sandal bunca senedir ne yapıyor sanıyorsunuz. Eğer Etiyopya göçmeni değilse ve Türkçe ana diliyşe, bu saçma şarkı sözlerinin başka açıklaması kalmıyor. Eğer kesme yapıştırma konusnu biraz biliyorsanız bestesini de yapabilirsiniz. Çok zor değil, Serdar Ortaç bile yapabiliyor. Alta daha önce çok tutan bir şarkının ritmini koy, üstüne de başka çok tutan bir başka şarkıdan bölümleri yapıştır yolla gitsin.

Yazalım mı bir şarkı sözü ?
Şimdi söylemesi kulağa güzel gelen nadir rastlanan bir kelime bulalım.

DİDAKTİK

Sonra kafiyeli kelimeleri türetmeye başlayalım.
Taktik, tik, Dudaktık, taktık …

Sonra da araları doldurmaya başlayalım

Yüzükleri taktık,
Öpüşen dudaktık,
Süper taktik,
Aşkımız didaktik
Yok hiç gülmeyin… Ajdar şarkısı gibi dursa da şimdilerde dinlediğiniz şarkılardan çok da farklı değil.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail