Din Algım

Bugün beni uzaktan tanıyan birisinin beni ateist zannettiğini öğrendim. Dolayısıyla biraz detaya girerek kendi araştırdığım ve anladığım din algımı paylaşayım istedim. Bu, başkalarının benim hakkımdaki düşüncesine takıldığım için değil. Yanlış anlaşılmasın! Sadece aradaki farkı belki gösterebilirim, belki birilerinde bir soru işaretine sebep olurum diye yazıyorum.

Ben kendimi müslüman olarak tanımlıyorum. Ama !..

İşte o “ama”yı anlatacağım biraz. Evet kendimi müslüman olarak tanımlıyorum ama bugün sokakta çevireceğiniz, hatta camide imamlık yapanların çok büyük kısmıyla çok keskin bir şekilde farklı bir müslümanlıktan bahsediyorum.

Ben bize öğretilen gösterilen din ile tamamen alakasız bir dine mensubum. Onların gözünde ne olduğumun hiç önemi yok. Kaynak olarak sadece Kuran diyorum. Hiç bir hadis, menkıbe, ermiş, derviş, hazret, gelenek, görenek, sünnet benim dinimde yok. Ağır mı geldi? Durun bakın detaylara girelim de neler neler yok görün.

Kuran’ı hayatında hiç kendi dilinde okumamış, içinde ne yazdığından habersiz müslümanları kafadan eleyelim bir kere. İnsan “iman ettim” dediği dinin kitabını okumuyorsa kendisini o dinden sayamaz. İnsanın bunu kendisine en azından bir kere sorması gerekmez mi? Ramazanda TV’ye çıkıp kütük ağlıyordu diye masallar anlatanlara güvenip mevzudan yırtılamıyor. Okumadıkları kitap öyle diyor valla. (Zuhruf 44)

Arapçasını okuyup sevap kazandığını düşünenlerle de ayrı düşüyoruz. Zira o anlamadan okudukları kitap, kendisinin üzerinde düşüne düşüne okunulması gerektiğini söylüyor (Müzemmil 4)

Kuran kendisinin tamam, eksiksiz ve detaylı olduğunu söylüyor. Bunun aksini iddia edip haşa “Allah kitabında öyle demiş ama hala eksik ve detaydan yoksun o yüzden hadislere ihtiyacımız var” diyorsanız, bunu O’na anlatırsınız. (Enam 38, Enam 114, Hud 1, Enbiya 10, Furkan 32-33)

Tabi bu arada kandil, mevlid, ölünün ardından Yasin gibi gelenekleri din sayanlarla da ters düşüyoruz. Müslümanlar Hristiyanları hep İsa’yı tanrılaştırdılar diye eleştirip aynı şeyi kendilerinin yaptıklarını görmüyorlar. Bir Miraç hikayesi anlatırlar ki bunu aklı başında olarak bir kere düşünüp sorgulasalar anlayacaklar. Allah ile namaz pazarlığı yapan bir peygamber, ona tüyo veren başka bir peygamber. Peygamber bile olsa bu ne cürettir ki ciddi ciddi Allah ile pazarlık yaptırılıyor.

Bu arada cehenneme gidince az biraz bronzlaşalım oradan da cennete geçeriz diye düşünüyorlar ya… Kuran’da cehennemden çıkma ile ilgili bir ayet yok. Ben uyandırayım da sonra başınız ağrımasın.

Haram yiyecekler konusunda da çok ters köşeye yatabilirler, o yüzden sadece Nahl 116’ya bakıp susup oturmalarını öneriyorum

Hazret ve türbeler konusuna hiç girmeyelim. Sadece “Şirk” ne demek tanımına bir daha bakın. Sadece başkasına tapmak değil başkasından yardım ve aracılık beklemek de şirktir.

Kabir azabı diye de bir şey yok. “Berzah” sadece gidilen yerden dönülemeyeceğini ve bir engelin olduğunu belirtir.

Çok uzatmayayım. Sadece ateist değilim ama çoğunluğun dininden de değilim. Gönül ister ki benimle bu konuları tartışacak kadar bilgi sahibi olmayan, oturduğu yerden atıp tutarak eleştirip yaftalamasın.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.