Dönüşüm r.a.

Franz Kafka’nın dönüşümü kadar çarpıcıdır benim dönüşümüm. Tek fark ben yatarken böcektim şimdi insan olarak kalkıyorum.

Metamorphosisİlkokul çağlarında 80 darbesinin yan ürünü olarak başlayan mecburi ders ile tanıştım din ile. Din benim için bitmek tükenmek bilmeyen kurallar, ezberlemekle bitmeyen şartlar, farzlar, sünnetler, dualar, sureler ve hadislerdi genellikle. Öyle de hassas birşeydi ki aklıma takılan neyi sormaya kalksam ‘aman sorma ki dinden çıkmayasın’ diye uyarılıyordum. Bu din öyle birşeydi ki; yakıp yıkan bir tanrının, hiç sorgulamadan kabul etmemiz gereken kuralları vardı ve bunu her nasılsa O’nun sağ kolu olmuş adamlar tarafından bize anlatılıyordu.

Sureleri ezberleyemediğim için karnemde ilk kötü notumu görmüştüm. Ne yalan söyleyeyim biraz soğumuştum ama bunu açıkça söyleyemiyordum günah olur diye.

Sonra kandillerle tanıştım ve televizyon karşısına oturup zerre kadar anlamadığım uzuuun ve müzik olarak da hoşuma gitmeyen birşeyi dinler oldum. Aralarda acaba anladığım kelime yakalayabilir miyim diye bir oyun icat etmiştim bu sıkıcı görevden kurtulmak için.

O dönem pop şarkıcıları İtalyanca, Fransızca şarkı okurlardı da anlamını bilmezlerdi. Sağda solda dalga geçenler olurdu anlamını bilmeden ne okuyorsun diye. “Ama !… ” derdim içimden “Sen de sureleri, anlamını hiç bilmeden ezberleyip, tekrarlayarak, inandığını söylüyorsun…”

Zaman geçtikçe biraz biraz bu kuralları öğrenip uygulamak istedim. Fakat ben uyguladıkça kurallar kendi içinde çoğalıyor ve büyüyordu. Yakalayamıyordum bir türlü doğrusunu. Abdest almayı öğrenirken burnuma çektiğim su başımı ağrıtıyordu ama devam ediyordum ki haydaaaaaa e tam bunu yaparken okunması gereken ve anlamını gene bilmediğim bir dua varmış. Onu öğrenmeden tam olmazmış. Öğrenelim derken bir bakıyorsun iki hareket arasında da aslında bilmemkaç defa da başka birşey tekrarlanmalıymış.

Böyle böyle derken soğudum dinden. Çünkü o kurallara bir türlü yetişemiyordum ve ne yaparsam yapayım doğru ve kurallara uygun yapamayacağımı anladım.

Böyle seneler geçti. Sonra birgün tekrar çekti beni kendine din. Bu sefer Namazı doğru dürüst kılayım dedim. Ve gene başladı bitmez tükenmez kurallar. Gene ne dediğimi tam bilmeden ama elimi nereye koyacağıma, ayağımı nasıl yerleştireceğime azami özen göstererek kılmaya başladım. Fakat ilk sünnetiydi son sünnetiydi derken o kadar vaktimi alıyordu ki 5 vakit namaz kılınca çalışmaya vakit kalmıyordu. Böylece tekrar yavaş yavaş uzaklaştım dinden.

Sonra bir müddet daha geçti ve Kuran’ı tamamen anlamalıyım diye düşünüp bir diyanet tefsiri ile okumaya başladım. En güvenilir meal diyanet olmalıydı çünkü. Fakat çok çelişki gördüm ve yine soramadım. İnsancıl barşçı olması gereken dinde vahşi öğeler görmek tekrar sarstı beni.

Bu dönemde tasavvuf ile ilgilendim. Mevlevilik üzerine okudum araştırdım mesela. En doğru (sahih) hadisleri inceledim. Sonuç ne kadar incelersem o kadar uzaklaştım. Hep çelişkiler hep mantıksızlıklar, hep sorular ile geri dönüyordum, dini anlamak için çıktığım yoldan.

Televizyona çıkan sarıklısı başka, bıyıklısı başka anlatıyordu. Bilim başka din adamları başka konuşuyordu.  Ve sonunda herşeye DUR dedim.

Ben yıllardır analiz yapan bir adam olarak net bir karar vermeli, dini son bir kez doğru analiz edip bir karara varmalıydım. Ya herşey tutarsız çelişkili ve saçmaydı ve terkedilmeliydi bu din, ya da  mantıklı tutarlı bir din vardı ama birşeyler gölgeliyordu ve bu gölge kaldırılmalıydı benim için.

Herşeyi önce komple reddettim. En temele indim ve Kuran’ı tekrar başka başka çevirilerden yorum katmadan okumaya başladım. Artık abdest vs gibi ritüellerle değil, karar aşamasındaki bir adamın ciddiyetiyle tane tane anlayarak okumaya başladım. Sorularımı ve tüm çelişkileri not aldım bu sefer, İnternetin sayesinde her takıldığım ayetin 10 farklı tercümesini aynı anda okuyabiliyordum.

Birden toz bulutu kalkmaya herşey yalın ve sade olarak gözükmeye başladı. O konuşup duran din adamları (!) mezhepler, hadisler, ritüeller, ıvır zıvır kalkınca herşey tutarlı ve mantıklıydı. Her okuyuşumda başka bir karanlık aydınlanıyordu gözümün önünde.

Sonra o toz dumanının neler olduğunu da gördüm. İktidar hırsları, aç gözlü sahabeler, şamanizmden taşınan gelenekler, 1400 yıldır yanlış mı yapılıyor diyen kafalar, bilim yerine karanlığı tercih eden ulemalar, beyinlerini kullanmamak ve kullandırtmamak için özel bir çaba harcayan geri zekalılarmış o toz bulutu.

Hiç kimseyi takip etmiyorum, her söyleneni farklı çevirilerden Kuran’a soruyorum, hata yapmaktan çekinmiyorum, ritüelleri takip etmiyorum, her duamı, kendimi en iyi ifade edebildiğim dilde yapıyorum, hiç bir geleneği izlemiyorum, soru soruyorum, cevaplar arıyorum ve bunların neticesinde kafam su kadar berrrak bir şekilde dini ve dinin tek sahibi olan Allah’ı kabul ediyorum.

Diğer herşeyi kökten reddettim. Mezhep, hadis, hazret, kandil, sünnet, hoca efendi, tefsir ne var ne yok hepsini kaldırıp attım. Meğer yıllardır sorun bunlardaymış. Meğer Allah kitabında sakın bunlara yaklaşmayın diye bize seslenip duruyormuş da görmemişiz.

Artık bilimle dinin kusursuz bir uyum içinde olduğunu görüyorum, uygulamadaki ritüellerin ve bu ritüelde yapılanların neredeyse tamamının yanlış ve hatta dinin emrettiğinin tam tersi olduğunu görüyorum.

Daha iyi anlamak için biraz arapça öğrenmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Böylece bir lügat ile çeviriler arasında kimin ne kadar doğru çevirdiğini kıyaslayabileceğimi sanıyorum.

Yıllardır ilk defa din ile barışık, korkusuz, huzur ve barış içinde hissediyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

One thought on “Dönüşüm r.a.”

  1. Yeniye söz hakkı tanımayışta , İslâm peygamberi zamanındaki ilâhlara inanan toplum büyüklerinin küstahlıkları ile günümüz İslâm hocalarının soruya tahammülsüzlükleri arasındaki fark nedir ?

    Peygamberlerden İbrahim , ilâh değiştirmiş durmuş ; yani arama evresi geçirmiş .
    Bir ortalama kulun arayış evresi geçirmesine neden müslümânlar tahammülsüzlük gösterir ?

    Muhâmmed ‘ den evvelki iklimde büyüseler , günümüzün çoğu müslümanı müşriklikte diretirdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.