Koza

Bir müddet birlikte çalışma fırsatı bulduğum çok zeki, fişek gibi gençler sayesinde anladım yaşlandığımı. Ama yine onlar sayesinde gençleştim. Artık yaşıtız onlarla.

Gençlik elbette vücudun, hücrelerin, dokuların  kendini yenileme hızıyla da açıklanabilir. Ben pek o taraftan bakmamaya çalışıyorum.

Beynin genç olmasından bahsediyorum. Haydi atlayalım, hoppa zıplayalımdan öte, yeni bir fikre direnç gösterme katsayısı ile hesaplanıyor benim gençlik anlayışım.

kozaYıllardır öğretilenler, önyargılar, küçükten beri özenle işlenen toplumsal değerler (!), dogmalar zamanla beyni kemikleştiriyor. Kafatasının içindeki yumuşak organ kireçleniyor. 15 yıl önce bulduğunuz mutlak doğruya öyle bir sarılıyorsunuz ki bugün hala doğru mu diye sorgulamak işinize gelmiyor. Belki yoruyor hatta korkutuyor böyle bir sorgulama.

Bilgiyi edindiğiniz zaman için gerçekten en doğrusu iken bugün artık yanlış bile olabiliyor. Bunu gözardı etmek kendi kabuğumuz içinde kurduğumuz ve kendimiz gibi düşünen birkaç kişi ile birlikte mutlu bir kozaya dönüşüyor. Kozanın dışındakilerin ne kadar da aptal olduğunu söyleyip küçümsüyoruz. Hayatta öğrenilecek, tecrübe edilecek şeylerin azalmış olması bizi diğerlerinden üstün bile kılıyor. “Biz bütün o yollardan geçtik” apoletlerini kuşanıp çıkıyoruz gençlerin karşısına. Oysa ki kurallar da, doğrular da değişmiş biz kozamızda otururken. O doğru bildiklerimiz toptan yanlış olmuş.

Bu uyanış çoğu zaman acı veren, sancılı bir dönem. Beynin direniyor yeniliklere. “Ama olamaz bu böyle değil” diyor size. Sonra bir gün küçük bir işaret görüyorsunuz. Haksızsınız. Kızgınlık oluyor ilk duygu. Tepki veriyorsunuz.

Bir gün kendimi bu kızgınlık hali içinde bulduğumda uyandım konuya. “Ne oluyor neye tepki veriyorum?” diye düşününce anladım. O günkü kızgınlığım kendime döndü. Nasıl oldu da bu hale geldim? Ne zaman kaçırdım bu yeni dünyayı diye kızdım kendime. O gün doğru bildiğim herşeyi sonuna kadar sorgulamaya başladım. Şeytanın avukatı oldum kendi bildiklerim için. Mesleki bilgiden yani en iyi olduğum konudan başlayarak herşeyi başa sardım.

Sorguladığım her konuda kızgınlığım arttı önce. Nasıl göremedim bu yanlışları, nasıl inandım bunların doğru olduğuna diye kızıp tekrar öğrenince kızgınlıklar yerini sükunete bıraktı. Ama öğrendiklerime de şerh düştüm bu sefer. Belki mutlak doğru değillerdir yine de.

“Hayır benim bildiğim doğru” dan, “gel anlat bakayım belki ben yanılıyorumdur” a geçmek ise gençleşmeye atılan ilk adım. Beynin botoksu.

Genç olmak, bilgiye, olasılıklara, yeniliklere, öğretileni sorgulamaya açık olabilmek demek. Yaş ile ilgisi yok konunun. Bazen o kadar yoğun bir eğitime tabi tutulur ki insan, gençliğini 9-10 yaşında kaybeder de farkına varmaz.

Durun ve en doğru bildiğiniz konudan başlayarak acımasızca soru sorun kendinize. Eleştirin, genç bir beyinle tartışın, onun tarafını tutun içinizde. Zor ve sancılı olacak ama bütün kırışıklıklar gidecek aklınızdan emin olun. Ha bir de koza da örmeyin artık.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.