Susmak

Hayata ilk geldiğimiz anda başlıyoruz bağırmaya. Başka bir iletişim yolu bilmediğimiz için herşey bağırarak elde ediliyor bir müddet. Çocuklukta da devam ediyor bu bağırma. Ne kadar konuşmayı öğrensek de, konuşarak elde etme ile bağırarak bunu güçlendirme içgüdüsel bir yöntem. Tartışmalarda ise bir çocuk için kesin galibiyet yöntemidir bağırmak. Unuttunuz mu o diyaloglardaki yerinizi :

kidsinworship– Delisin

+ Sensin

– Sensin

+ Sensin

– Sensin

……………..

Pes etmeyip, en son sen söyleyeceksin ki bu atışmayı kazanabilesin.

Sonra bağırmadan konuşmaya geçeriz yavaş yavaş.  Bağırmadığın zaman karşındakini dinleyebildiğin ve kendini ifade edebildiğini anlarız. Bu ciddi bir gelişmedir bir insanın hayatında. Neredeyse vahşilikten modern insan olmaya atılan ilk adım gibi birşey.

Zaman zaman geri dönsek de bağırmaya, konuşmak daha etkili olur. Sonra birgün susmayı öğreniriz. Konuşarak, bağırarak, yazarak, çizerek anlatamadıklarımızın birikimi gibidir susmak. Yani tam bir zirve.

duranadam_artworkÖyle kompleks bir eylemdir ki susmak, içinde avazı çıktığı kadar bağırmanı da çığlıklarını da barındırabilir, “Sensin“lerin en büyüğünü de. Minimum kalori maksimum sabır ister. Bağırınca kazanılmadığını görebilenlerin en etkili silahıdır. Karşında bağıranları çıldırtır çoğu zaman. günlerce konuşsan yapamayacağın etkiyi, ifade edersin bir anda.

Eğer kabullenmek için değilse, susmak isyandır.

Öğrendikçe, ustalaştıkça hayatta daha güzel susarız. Hayat bize güzelliklerini gösterdikçe, gördüğümüz, edindiğimiz güzellikler elimizden gitmesin diye susarız. Huzur için, karşımızdakini sevdiğimiz için, kazanarak bazen birşey elde edilemeyeceğini gördüğümüz için, insanları kırmanın gereği olmadığı için, için için için …

images (1)

Ve bu susulanlar birikince, basıncından patlamamak için yazarız. Yazarız ki çakılmayalım ama kontrollü serbest düşebilelim.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

2 thoughts on “Susmak”

  1. Merhaba, zaman zaman okuyorum sizi, susmak ve konuşmakla ilgili ben de düşüncelerimi paylaşmak istedim.
    Diyalog kurmak ne kadar mümkün bir başkasıyla? Aynı kelimeleri aynı anlam ve içerikte mi kullanıyoruz? Birbirimizi anlamak bu bakımdan ne kadar mümkün, diyelim ki anlaştık, anlaştığımızı anlamak mümkün mü? Anlaştığımızı, ve bizi anladığını düşündüğümüz en yakın kişinin bile, farklı anladığını ve aslında anlaştığımızı düşündüğümüz anlarda dahi aslında anlaşamamış olduğumuzu yaşarız kimi zaman. Bu kimi zamanlar, bizim farkedebildiklerimiz, peki farkında olmadıklarımız? Aynı metinden, şarkıdan, filmden, insandan aynı şeyleri anlamak mümkün mü?
    Tüm bunların içinde, iyi niyetli olarak konuşmanın yanında susmanın, insanlar tarafından daha olumlu karşılandığını, insanlar tarafından daha çok kabul edilebilir bir tarz olduğunu gözlemliyorum. Tabii ki kültürden kültüre değişen bir durumdur diye tahmin ediyorum ama bizim ülkemizde bu durum geçerli. Susmanın bir çeşit iki yüzlülük olduğunu düşünüyorum. Ne düşündüğünü söylemeyerek, hem karşısındakiyle ortakmış gibi oluyor, hem de hiç düşünmediği bir şey ise gizlemiş oluyor, bir çeşit tembellik ve kaçış gibi aynı zamanda. Herhalükarda, samimi gelmiyor bana. Ne olursa olsun konuşmak “ben” ve “biz” olmak için şart diyorum. En azından monolog değil, diyalog kurmak istiyorsak şart. Hiç bir şekilde diyalog kuramayacağımız insanlarla ise, susmak ilaç gibi geliyor. O durum susmaktan çok yok olmak gibi bir durum. Karşındakini de yok saymak gibi. Tabi çoğunlukla bu durumu yaşıyorsan, senin yok oluşuna dönüşüyor ki, işte o durum anlatılamaz bile….

    1. Umarım , yazdıklarınızdan anladığım anlatmak istediklerinizdir. 🙂
      Ana fikrinizi beğendim ve ‘Kömürlük’ ‘e atıyorum. Teşekkür ederim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.