Tartışmak

Son zamanlarda kendimde tartışacak güç kalmadığını seziyorum. Belki de “tartışma”nın ne demek olduğunu gördüm. Gerçekten akıllı, bilgili birisi ile tartışmaktan bahsetmiyorum. Öyle bir tartışmada zıt fikirlere sahip de olsanız karşılıklı çok şey öğrenebilir ve belki karşı tarafın görüşünü benimseyip “Ben hatalıymışım” da diyebilirsiniz. Nitekim ben bizzat böyle birçok tartışmada yenildim de ufkum açıldı. Şimdi benimle tartışanlara minnettarım hatta.

Ancak bir de körü körüne tartışanlar var ki bunların yaptığına tartışma değil en iyi ihtimalle “kavga” diyebiliriz. Ne dediğinin farkında bile olmayan bir güruh bu. Beylik 3-5 cümle etrafında yeknesak bir tartışma üslupları vardır ve hemen tanırsınız. Benim en sevmediğim gruptur. Senin ne dediğini dinlemez bile. Dinlerse ve eskaza bir de anlarsa, fikrinin değişeceğinden ödü patlar.  Sen “siyah” dersin o sana “beyaz” diyeceğine “o zaman açıkla bakalım 1792’de Alparslan İzmirde Malazgirtlileri nasıl göle döktü?” der. Sen cümlenin neresini düzelteceğini düşünürken karşına geçer “Ne oldu tıkandın değil mi? açıklayamadın işte” der. Tam baştan alayım madem dersin bu sefer de “sen kimin adamısın? kime hizmet ediyorsun?” diye tutturur. Onun kafasında herkes birinin adamıdır ve herkes birilerine hizmet eder. Bağımsızlığı hayal edebilecek kadar evrilmemiştir henüz. Senin belki yüzlerce kişiyi dinleyip bunların haklı ve doğru gördüğün yanlarını benimseyip haksız yerlerini eleştirebileceğini idrak edemez. Onun kafasında bir kişiye %100 inanılır ve onun dışındakiler %100 reddedilir.

Son zamanlarda mesela Pakistan’lılarla çok temasım oluyor. Bir yerden sonra benim müslüman olmama rağmen, onlar gibi olmadığımı farkederek punduna getirip bana sorular soruyorlar. Sadece Kuranı baz aldığımı ve bu yüzden hadisleri dolayısıyla, mezhepleri reddettiğimi bazen anlatmaya çalışıyorum. Eğer ilk cümle “O zaman nasıl namaz kılabiliyorsun?” olunca tartışmaya girmiyorum bile. Çünkü bu en klasik ezbere tartışma cümlesi. Tecrübeyle sabittir ki bununla cümleye başlayan sizin ne dediğinizi dinlemiyor bile. Halbuki dinlese devamında bunun bir açıklamasınu duyacak ve hatta kendi bildikleri konusunda ciddi bir şüpheye düşüp belki de bazı şeyleri hayatında ilk defa anlayacak.

Siyasi bir tartışmada ise cümleye “Siz CHP’liler” diye başlayanlarla detaya girmiyorum. Çünkü onun kafasında bir takım kategoriler var ve benim herhangi bir siyasi partiye %100 bir bağlılığım olacağı hükmüne varmış. Bugün desteklediğimin bir gerekçeye dayandığı ve yarın o gerekçe değişirse başka bir partiye oy verebileceğimi, oy verdiğim adama hesap da sorabileceğimi algılayamıyor.

Bilimsel konularda da böyle klasik fizik %100 doğrudurdan ötesini düşünemeyen adamla ben zamanın durduğunu bizim aktığımızı nasıl tartışayım. (Kesin böyledir demiyorum. Bu sadece benim de katıldığım bir öngörü)

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi bazı beyinler saçma da olsa, hatta saçma sapan da olsa fikrinin değişeceğinden ödü patladığı için, bu durum beyinlerinde kaosa yol açacağı için asla düşündükleri şeyleri terketmezler. Kaos güzeldir halbuki. Beyin bu sancı ile yeni yollar açar kendine. Farklı bakabilemeye başlar dünyaya. Muhteşem bir sistemi, mucizevi bir dengeyi ama onun yanısıra orada fesat çıkaran ve kan döken türümüzü görür.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.