“UNDO”suz yaşamak

Bilgisayar programlamaya başladığımız zamanlar o ilk tutkuyla ve gençliğin enerjisi ile, bir projeye kendimizi kaptırınca günlerce hiç başından kalkmazdık. O dönemler hatta hiç uınutmam, mesai bitiminde servis kalkacağı halde ben ortada olmayınca, beni aramaya gelen birisi koridorun başından adımı seslenmişti. Bir, üç, beş, ses gelmedikçe daha da yükeselen bir tonda bağırıyordu adam. En sonunda kafamı kaldırıp “Kimse bu Ali cevap versin yeter be” diye söylendiğimi hatırlıyorum. Öyle yoğun bir konsantrasyondu ki saatin kaç olduğunu tamamen unutmuşum ama daha da beteri adımı da üstüme alınmıyordum.

Undo-Send-in-GmailO dönemler bir başka programcı arkadaşım anlatmıştı. Beraber program yazdıkları birisi kahveyi klavyenin üzerine dökünce CTRL + Z tuşlarına basmaya başlamış. 5-10 saniye sonra UNDO komutunun gerçek hayatta fonksiyonunun olmadığını anlayabilmiş.

Halbuki olsa ne güzel olurdu. Özgürce hata yap, neticesini gör, beğenmediğin noktada hooop UNDO. Mükemmele ulaşıncaya kadar yaptığın işlemleri geri al dur. Tabi bu hak herkeste olursa durum sakat. hayatın ilk 5 saniyesine kilitlenir kalırdık muhtemelen.

old-typewriterBu yüzden galiba hayat daktilo ile yazmaya benziyor. Tek bir beyaz sayfa var ve CTRL + Z çalışmıyor. Her yazacağın harfi cümlenin sonuna kadar hatta paragrafın sonuna kadar düşünüp, planlayacaksın, önce kafanda kuracaksın, sorun yoksa yazacaksın ki cümlelerin devrik olmasın. Yoksa çöp sepetindeki, buruşturulmuş ama yenisi de yerine konmamış, bir parça kağıt olabilirsin. En olmadı beyaz bir sayfada bir merhaba, bir elveda iki kelime…

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.