Tamir

Henüz ilkokula gidiyordum. Soğuk odaların ve sobalı sıcak salonların olduğu yıllardı. Gündüzleri evde olan yalnız insanların tek eğlencesi radyoydu. Öyle FM falan da değil. Orta dalga. Radyo tiyatrolu, kah türkülü, kah sanat müzikli, bazen klasik müzik de çalan, konuklu programların olduğu, belli saatlerde ajans dinlenen, sabah açıp akşama kadar açık bırakılan bir eğlenceydi.

Aslında pilli ama pil parasına yetişilemediği için pil yuvalarındaki yaylara bir adaptörün telleri tutturularak elektrikli hale getirilmiş radyolar vardı genelde evlerde.

 

Hiç unutmam bir gün babaanneme gittiğimizde, önüme radyosunu getirip koydu. “Bozuldu” dedi. Normalde ilkokula giden birinin elinden “bozulur” diye alınırdı halbuki. “Eee?” dedim. “Sen tamir edersin bir bak bakalım kuzum” dedi. Canıma minnet. Zaten böyle şeyleri açmaya can atıyorum. aldım elime Marob  marka ucu sivri kahvaltı bıçağını vidalarını sökmeye başladım. Tornavida falan hak getire. Bu bile en gelişmiş alet sayılırdı o yaş için.

Tahminimden daha karışıktı içi ama sorun daha açar açmaz gözüktü. yayın arkasındaki kablo herhalde ısındığından lehiminden kurtulmuştu. Sorunu bulduk da nasıl düzelteceğiz diye düşündüğümü hatırlıyorum. Havya yok ki lehim yapalım. O ara galiba yeni takılmış bir camdan artan bir macun vardı elimin altında. Malum oyun hamuru yok o zamanlar. Onunla her gün yeni heykelcikler yapıyorum. Macunu kullanıp kabloyu tutturdum ve vidaları yerine taktım.

Çalıştı.

Ve o günden sonra adım tamirciye çıktı. Babaannem, yaşlı arkadaşlarının bozuk radyolarını bile getirmeye kalktı bir müddet.

Ben de bu özgüvenle her çalışan şeyin nasıl çalıştığını incelemeye başladım. Eğer nasıl çalışması gerektiğini bilirsen, sorunu bulmak kolay oluyordu.

Yıllar içinde o kadar çok şeyi açıp kapadım ki çok abuk dubuk cihazların bile nasıl çalıştığını bilir hale geldim. Sayısını bilemediğim kadar çok şeyi tamir ettim. Lehim yapmayı da öğrendim, tornavida takımı da aldım.

Tamir ederken bozduğum çok fazla birşey de olmadı. En fazla bir kaç vida artırmışımdır ki bu da tamirciliğin şanındandır.

Cihaz tamir edilmeyi istemez bazen. Bir tarafı düzeltirsin başka yeri patlar, dokunursun elinde kalır. Kimi zaman tek bir sorun olmaz. Bir sorunu çözersin altından buz dağı çıkar.

Yine de temel prensip hep aynı. Önce cihazı inceliyorsun. Nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyorsun. Sonra problemin türüne bakıp ne olduğunu, nerede bir sorun çıktığını tahmin ediyorsun. Tahminini test edip haklı olup olmadığını anlıyorsun ve tamir edip tekrar test ediyorsun.

Bu sistem, radyo, çamaşır makinesi, araba veya insan olduğunda değişmiyor.

Evet insanlar ve hatta ilişkiler bile aynı şekilde tamir ediliyorlar.  Önceden vidalar eksik değilse ve tamir olmayı istiyorsa tabi.

 

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.